19/5/2009 - selam
Sözün bittiği zaman olur mu? Olur tabii ki. Dilinin ucuna dünyanın kelimesi birikir de dışarıya çıkmaz birisi. Epeydir öyleyim galiba; öyleyiz. Ciddi ciddi yürüten, günü gününe sayfasını tazeleyen o kadar az ki... Bu da tabii ki profesyonellik gerektiriyor. Okurunun olmasını gerektiriyor. Elbette ki zaman da istiyor. İlk zamanki heyecanımı bulamıyorum internet başında. Üzüntüler, hayretler, sevinçler iç içe geçiyor. Bilgi bombardımanının neticesi olarak kazan gibi bir kafayla yatağa girmek zorunda kalıyor, son derece sağlıksız bir uykuya geçmiş oluyorum. Daha doğrusu geçemememiş. Bilmem sizde haller nicedir? Bahar geldi, yaza geçmek üzere mevsim. Otlar, renkler, sesler... Mest oluyor insan. Geçen hafta gecesi dolunay ve gece kuşu sesiyle bezeli dört gün geçirdim evden uzakta. Oh beeee.... aynen böyle dedim işte. Ohhh... Aslında kumandaları, mausları, tuşları arada bir şöyle iteklemeli diyorum. Dinlemeli, hışırtıyı, cızırtıyı, gıcırtıyı dinlemeli. Farkı farketmeli. Alışıldık olanı, sunulanı değil de kendi halinde olanı farketmeli. Mavi suları yararak giden sürat motorunun açtığı yivi değil de boz toprağı yararak giden traktörün yivini takip etmeli arada bir. Boz toprağın nimetlerini, kokusunu çekmeli içe diyorum. Sevgiyle kalın
|