10/6/2009 - Misi ve Demet Abla
Misi'yi bilir misiniz? Ben de bilmiyorum. Ama ara sıra telefon konuşmalarımızda adı geçiyor. Bir köy. Şirin tarafından. Memleketteki binlerce köyden birisi. Üstelik de yeşil bir bölgede. Bursa'da. Merkeze beş dakika. Ulaşımı rahat. Köy meydanına bakan mahalli evlerden birisi. Yıllardır balık lokantası olarak insanlara hizmet veren bir yer; bir kaç haftadır da sevgili arkadaşım Demet'in işyeri durumunda. "Demet Abla" adını verdikleri bu yeri eşi ve kızı ile işletiyorlar. Ev yemekleri yapıyorlar sabahın dördünde uyanıp. Demetçiğim alışıktır bu periyoda. Sivas'ta yaşarken önce Kahvaltı'yı açtı, sonra da Nokta Kafe'yi. Uzun yıllar üniversiteli gençlerin karnını doyurdu burada. Bursa'ya gittikten sonra ise Saklıbahçe'de hizmet verdi. On parmağında on marifet denilen cinstendir Demet. Yıllarca Tema vakfının Sivas temsilciliğini yaptı. Kurutulmuş çiçeklerden yaptığı tasarımlarla açtığı sergilerin sayısını artık bilmiyorum. Gönlünün güzelliği yüzüne vurmuşlardan bir hatun olarak büyüdüğü çiftliğin, yetiştiği toprağın nimetini bilenlerden birisi durumunda. Yerli olanın kıymetini bilip unutulmak üzere olanın ardına düşen bir kardeşimiz. Hani diyorum ki, yolunu Bursa'ya düşürecek olanlar, ev lezzeti tatmak isteyenler, tarihi bir köy olan Misi'ye şöyle bir uğrasınlar, ıhlamur ağaçlarının çevrelediği köy meydanına baka baka, tabiatın kokusunu ciğerlerine çeke çeke otursunlar. Sesten gürültüden uzak, "Demet Abla"nın el ürünü masalsı bir yiyeceğini yiyip, nefis bir içecekle midelerine bayram ettirsinler. Duvarları süsleyen, tasarımı Demet Okatan Erdinç'e ait sanat eserlerine göz atsınlar. İnanın kimse pişman olmayacaktır. Gidip göreceklere şimdiden iyi gezmeler dileyeyim. Esenlikler
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/5/2009 - selam
Sözün bittiği zaman olur mu? Olur tabii ki. Dilinin ucuna dünyanın kelimesi birikir de dışarıya çıkmaz birisi. Epeydir öyleyim galiba; öyleyiz. Ciddi ciddi yürüten, günü gününe sayfasını tazeleyen o kadar az ki... Bu da tabii ki profesyonellik gerektiriyor. Okurunun olmasını gerektiriyor. Elbette ki zaman da istiyor. İlk zamanki heyecanımı bulamıyorum internet başında. Üzüntüler, hayretler, sevinçler iç içe geçiyor. Bilgi bombardımanının neticesi olarak kazan gibi bir kafayla yatağa girmek zorunda kalıyor, son derece sağlıksız bir uykuya geçmiş oluyorum. Daha doğrusu geçemememiş. Bilmem sizde haller nicedir? Bahar geldi, yaza geçmek üzere mevsim. Otlar, renkler, sesler... Mest oluyor insan. Geçen hafta gecesi dolunay ve gece kuşu sesiyle bezeli dört gün geçirdim evden uzakta. Oh beeee.... aynen böyle dedim işte. Ohhh... Aslında kumandaları, mausları, tuşları arada bir şöyle iteklemeli diyorum. Dinlemeli, hışırtıyı, cızırtıyı, gıcırtıyı dinlemeli. Farkı farketmeli. Alışıldık olanı, sunulanı değil de kendi halinde olanı farketmeli. Mavi suları yararak giden sürat motorunun açtığı yivi değil de boz toprağı yararak giden traktörün yivini takip etmeli arada bir. Boz toprağın nimetlerini, kokusunu çekmeli içe diyorum. Sevgiyle kalın
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
14/4/2009 - korku
önce beler beler gözler beliriyor, sonra da ölü gibi bir çehre! şu sayfaların köşelerini işgal eden reklamlardan, avatarlardan bahsediyorum. insan korkar mı hiç? ben korkuyorum işte. kimi bilgisayar oyunlarının tanıtımları beliriyor bir başka köşeden. çok mu lüzumlu bunlar? ölü bir çehre dedim de ekranlarda olması icap eden hatunların rujlarına takıyorum bazen. pembe, eflatun tonlarında sürülen rujlar çehreyi ölü havaya sokuyor. dişler bile kendini gösteremiyor sanki. yüzde patlayan ışıkların arasında renksiz dudaklar çok itici duruyor. sair zamanlar ne kullanırlarsa kullansınlar ama ekran karşısında koyuya yakın olmalı bence. dudağın dudak olması gerekli. sahi sizin takıntılarınız, korkularınız ne bugünlerde?
|
|
Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/4/2009 - selam
biliyorum, tembellik edip mutfağa uğramayınca, dostların da ayağı kesiliyor. kendim yazıp kendim okuyacağım ama olsun, gene de iki satır yazayım. seçim periyoduydu, helikopter kazasıydı derken zorlu bir dönemi daha arkaya atmış olduk. bir de troid ameliyatı oldum, sızlana sızlana. hani enjektör korkusu vardı ya serde. bütün nazları yerine getirdim, getirmekteyim halen. elime geçen bu fırsatın tadını çıkarayım istiyorum azıcık. nekahet dönemi aptallığındayım yani. hiç bir şey yapmayı düşünmüyorum bu aralar. telefonlar, ziyaretçiler, gülücükler filan geçiyor işte. aklım üstüne geldiğinde dolanırım birer birer sayfalarınızı. sevgiler
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
2/3/2009 -
 hani bahar geldi ya, ondandır bunca sevincim ve de üstteki güzellikleri sayfama taşıyışım. sağolsun benim blogcudan dostlarım, onlardan armağandı bu çiçecikler. ne mi yapıyorum, nerelere mi kayboldum? burdayım. kendi içimde kayboldum o kadar. cismim evimi işgal ediyor gene. şişmeye devam ediyorum, temel reis çizgi filmindeki kabasakalın kadın versiyonuyum ve cırtlak sesli safinazın bastonbacak halini ucundan kıyısından kıskanıyorum. son bir iki haftadır arada sırada yürüyüşe çıkıyorum. bir kurşunkalem, bir limon için hale, çarşıya gidiyorum ki spor olsun da vidalarım gevşesin azıcık. sahafa da gittim geçenlerde. okunmayan bir kaç kitabı yüklenip açtım kapısını. didine tırmana sevdiğim bir kaç kitapla değiştim. üstüne de accık para verdim tabii ki. selçuk baran, tolstoy ve üçüncüsü de... (üçüncüsünün adını unuttum vallah! kim gidip bakacak şimdi kütüphaneye.) neyse, tadını çıkararak okuyacağım. İnşallah!!! başkaları da var, sırasını bekleyen. pösteki sayıyorum gene. mahalli basında yayınlanan yazılarım için epey bir kitap/dergi karıştırmam icap etti. sivas çiçekleri ile ilgiliydi konum. çok da istediğim gibi olmadı ama çıktı bir şeyler gene de. işte bu yüzdendir buralara uğramayışım. daha doğrusu uğrayamayışım. kusura bakmayın dostlar. unutuldunuz sanmayın. meramım anlattığım gibi sadece fırsat buldukça giriyorum sitelerinize, yorum bırakamasam bile. iyi olmanız temennimdir. (pek mi fiyakalı oldu ne bu yazı? şimdi hüngürdeyeceğim!yazar mı oluyorum ne!) sevgili blogcum bunca satırımı yutmadan yok olayım ortalardan. esenlikler efendim, siz uğrayın gene de. kapım ardına kadar açıktır, kahve, çay ikram edemesem bile.
|
|
Yorum (4) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
her telden çalacağım işte. ne çıkarsa... kimi gün yemek, kimi gün edebiyat, kimi gün hikayem yer alacak sayfamda
Arkadaşlarım
• laleninbahcesi • mitsuko • sureyyam • zeya • pnardnmz • berkol01 • beneklikelebek • PETUNYA • dilara45 • asivemavi36 • oykum57 • lirva • SUNDUSCE • asininrapunzeli • eyust • kucukkurbaa • meddah • nihatgenc • lezzetblogu • mayinhatti • bocuruk • ulumavi • mavianne • akademisyen67 • dekoratif
<
|